Kombucha nedir?

KOMBUCHA KÜLTÜRÜ NEDİR VE İLK NASIL OLUŞMUŞTUR?

Öncelikle kombucha bir ilaç değildir!  İnternet üzerindeki bilgiler -kellik, kanser vb.- her derde deva olduğunu iddia etse de pozitif tıp biliminden uzaklaşmamakta yarar vardır. Tıp uzmanlarının önerdiği tedaviyi reddedip sadece kombucha ile kendisini tedavi etmeye çalışan kronik hastalığa sahip insanların, hastalıklarının ilerlediği bilgisi mevcuttur. Yapılan bilimsel çalışmalar kombuchanın herhangi bir yan etkisinin olmadığını, bağırsak florasını düzenlediğini ve dolayısıyla genel bir iyi olma fırsatının (!) sağlandığını göstermektedir.

Kombucha, maya ve asetik asit bakterilerinin, simbiyotik ilişkisi sonucu tatlandırılmış çayın fermantasyonudur. Genel sağlık üzerinde olumlu etkilerinin olduğu düşünülmektedir.

Kombucha, maya ve bakterilerin simbiyotik ilişkisiyle oluşan “çay mantarının”, şeker ve çayla fermantasyonu ile üretilen, hafif gazlı, asidik özellikte, alkolsüz bir içecektir.  Önceleri Çin, Kore ve Japonya’da, 20.yy başlarında S.S.C.B. ve Almanya’da tüketilirken, günümüzde tüm dünyada giderek yaygınlaşmaktadır.

Kombuchanın metabolik bozukluklar, atheroskleroz, artrit, diabet, yorgunluk, stres, yaşlılık ve hatta kanserin tedavisinde kullanıldığı bildirilmiştir. Fakat kombuchanın kompozisyonu ve sağlık üzerindeki etkilerine dair bilimsel çalışmaların sayısı ne yazık ki son derece azdır.

Kombucha M.Ö. 200’lerde Çin, Kore ve Japonya’da köken almış ve Kore’den Japonya’ya çay mantarını götüren Dr. Kombu’dan dolayı isim almıştır. Bir başka kaynak ise Rusya’dan orijin aldığını iddia etmektedir, KARGASOK çayı olarak dünyada tanınmaktadır.

Bu fermente çay, genellikle kombucha olarak bilinse de, Tea Fungus, Kargasok Tea, manchurian mushroom ve Haipao gibi isimler de alır.

Bilimsel araştırmalar, kombucha fermantasyonunun birincil ürünü olan asedik asitin sebep olduğu etki dışında hiçbir antibiyotik etkiye sahip olmadığını göstermiştir.  Geleneksel çay ile yapılan kombuchayı tüketmenin birçok bakteri türlerine karşı, çok yaygın bir antimikrobiyal aktivite gösterdiği, fermente olmayan çaylarda ise herhangi bir aktivitenin gözlemlenmediği bildirilmiştir (patojenik bakterilere karşı antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu bildirilmiştir).

Antioksidan Etkisi;
Fermantasyon önemli bir doğal antioksidan olan vitamin C’nin biyosentezini tetikler. Fermente çayda artan askorbik asit konsantrasyonu demir absorbsiyonu ve sindirimin düzenlenmesi için de çok yararlıdır.

Fermente içeceklerde bulunan B ve C vitamini içeriği, besin değerini artırmanın yanı sıra güçlü antioksidandır. Bir diğer çalışmada yeşil çayla yapılan kombuchada, siyah çayla yapılana oranla antioksidan etkinin %70 artığını bildirmektedir. Aynı çalışmada kombuchaların TCE gibi çevre kirleticileri tarafından oluşturan hasarı ortadan kaldırdığı ve böbrek bozukluğu olan kişilerin tedavisine yardımcı olabileceği sonucuna varılmıştır. Antistres ve karaciğer koruyucu aktivitelere sahip olduğu görülmüştür. Yine aynı araştırmada kolesterol azaltıcı etkileri görülmüştür. Kombuchanın vücut dokularından kromun atılmasını sağladığı saptanmıştır.

1960’lı yıllarda araştırmacılar, kanser üzerinde olumlu etkileri ve detoksifiye edici etkilerini yeniden doğrulamış ve uzun süreli kullanımın ümmin sistemi güçlendiğini ileri sürmüş, kan pıhtısını ve laktik asit içeriğini yeniden dengeleyebileceğini ileri sürmüştür. Diyabetli hastalarda kullanımı giderek artmıştır.
Kombuchanın antimikrobiyel aktivitesinin bir sonucu olarak – şayet bölgesel olarak kullanılırsa – deri hastalıklarında ve yanıklarda yangıyı azaltmaya yardımcı olabileceği ve geçici deri bileşeni olarak kullanılabileceği  ileri sürülmüştür.

Sinir sistemi üzerindeki olumlu etkileri, B komplex vitaminler ve laktik asit içermesine bağlanmıştır. Laktik asit bakterilerinin ümmin sistemi güçlendirici etkilerinin olduğu düşünülmüştür.

Kombuchanın algılamayı artırdığı, zayıflamaya yardım ettiği, ömrü uzattığı iddia edilmiştir. Bu çoğu özellik içerdiği asidik kompozisyona bağlanmıştır. Bu detoksifiye edici özelliği, toksinlerin vücuttan atılımında görevli olan GLUKURONİK aside bağlıdır. Vücutta toksin birikimiyle oluşan gut, romatizma, artritis ya da böbrek taşı gibi hastalıkları bu şekilde iyileştirebileceği düşünülebilir. Ağır metaller bu şekilde vücuttan atılabilir.

Kombuchanın Zararlı Etkileri,
Kombuchanın toksik etkilerinden söz edilse dahi, direkt sorumlu olduğuna dair kanıtlar yoktur. Zayıflamak amacıyla aşırı tüketilmesi sorun yaratabilir. Kombuchanın zayıflatıcı etkisinin olmadığı unutulmamalıdır; kombucha sadece toksin atımını sağlayarak kilo kontrolünüzde yardımcı olabilir.

Yapılan bilimsel çalışmalar hayvanlar üzerinde yapılan deney bulgularına dayanmaktadır. Söz konusu bilimsel çalışmalarda hiçbir yan etkisi saptanmamış olsa da aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır 8unutulmamalıdır ki fazla içilen su bile metabolizmanıza zarar verebilir).

Probiyotik içeceklerin etkisi metabolizma üzerinedir. Sağlık üzerine etkileri kesinleşmiştir. Kombuchanın araştırılanlardan daha fazla yararlı etkisi olduğu bir gerçektir.

Kaynak;
Uludağ Ü. V. Fak. Vet. Med. 29(2010), 1:69-76
Kombucha ve Sağlık Üzerine Etkileri
Tülay İLERİ- BÜYÜKOĞLU,
Fulya TAŞCI
Fatma ŞAHİN DOKUYUCU