Kombucha’nın Tarihçesi

Eski Çin’de “Ölümsüzlük İksiri” olarak kayda geçen bu içeceğin kayıtlara geçmiş ilk kullanımı M.Ö. 221 yılında Çin İmparatoru Tsin Han’ın tedavi edilmesiyle başlamış. M.S. 414 yılında ise Koreli doktor Kombu, Japon İmparatoru İnkyo’yu bu çayla tedavi etmiş. Japonya’da Kombu’nun çayı anlamında Kombucha olarak anılmaya başlamış.

2. Dünya Savaşı sonrası artan kanser vakaları nedeniyle, S.S.C.B.’de çeşitli araştırmalar başlamış. Özellikle Ural Dağları’nda, Kona Nehri üzerinde yer alan Perm Bölgesi’nde neredeyse hiç kanser vakası görülmediği saptanmış; var olan kanser vakalarının da belli bir dönem bölgeden ayrılıp geri dönenlerde görüldüğü bulunmuş. Yapılan çalışmalarda belirgin olarak öne çıkan faktörün, bir Rus Çarı tarafından bölgeye getirtilen ve yaygın olarak kullanılan kombucha olduğu saptanmış. Bölgede tea KVASS olarak adlandırılan bu içecek Moskova Bakteri Araştırma Enstitüsü tarafından incelenmiş ve kombucha olduğu belirlenmiş. Bu araştırmalar geliştirilerek bu fermente içecekte yararlı olan maddelerin ne olduğu saptanmaya çalışılmış.

Sonrasında ise Alman biliminsanlarının bu araştırmaları devam ettirdikleri görülüyor. Her araştırmada içeriğinde B vitaminleri, antioksidanlar ve glukonik asit gibi bileşenler tespit edilmiştir.

Günümüzde pek çok ülkede giderek popülerleşen kombucha, sağlıklı beslenmeye önem veren kişiler arasında, özellikle de veganlar tarafından, yoğun bir biçimde tüketilmektedir.